Brezilyalı yazar, aktardığı iki ayrı hikâye ile yaşlılığın insana avantaja dönüşebilecek özellikler kazandırdığını ve insanların yaptıkları seçimleri, zor sonuçlar doğursa da, düşünmek yerine körü körüne sürdürdüklerini anlatıyor.
Çatlak Sürahi
Bir Hint efsanesi, omuzlarındaki tahta sopanın iki ucuna bağladığı büyük sürahilerle her gün köyüne su taşıyan bir adamın hikâyesini anlatır:
Sürahilerden biri diğerinden daha eskiydi ve üzerinde küçük çatlaklar vardı. Adam onca yol boyunca su taşıyıp da eve vardığı her sefer, eski sürahideki suyun yarısı akıp gitmiş oluyordu. Devamını oku »
Charles Plumb, Vietnam’da savaşmış Amerikalı bir savaş pilotuydu. 75 başarılı sortiden sonra, uçağına isabet eden bir füze tarafından vurulmuştu. Uçak tam düşecekken, fırlatma kolunu çekerek uçaktan atlamıştı. Paraşütü açılmış, sağ olarak yere inmiş ancak düşman eline geçmişti. Yakalandıktan sonra, altı yılını Vietnam hapishanesinde geçiren Plumb, sonunda bu zor dönemi atlatarak özgürlüğüne kavuşmuştu.
Şimdi ise yaşadığı bu önemli deneyimin yaşam dersini, verdiği seminerlerde dinleyicileriyle paylaşmakta.
Bir gün Plumb ve karısı bir restoranda otururlarken, yan masada oturan adamlardan biri yanlarına gelir ve şöyle der: Devamını oku »
İlgili etiketler: birebir iletişim, eflatun, etkileyici konuşma, glossophobia, Hahner, hitabet, kariyer, konferans, konuşma sanatı, korku, McCroskey, özgüven, Rana Özşeker, rhetoric, Richmond, Salisch, Sokoloff, stres, sunum, sunum yapmak, tedirginlik, toplantı, topluluk önünde konuşmak
Topluluk karşısında konuşmak, neredeyse herkesi tedirgin eden zorlu bir deneyim. Ama iş yaşamında başarılı olmak istiyorsak, mutlaka bu becerimizi geliştirmeliyiz. Çünkü ancak hitabet sanatına hâkim olanlar kitleleri büyülüyor.
“Ceren Hanım, şirketimizi temsilen bu konuşmayı sizin yapmanızı istiyorum.” Yöneticisinin odasından çıktıktan sonra rahat nefes alamadığını fark etti. Sandalyesine oturup sakinleşmeye çalıştı. Aslında pek çok kişi için bir fırsat olarak görülebilecek bu durum onun için felaketti. Ya sahneye çıkarken ayağı takılırsa? Ya söyleyecekleri unutursa? Ya herkes ona gülerse, rezil olursa? Acaba çok iyi hazırlansa bir şeyler değişir miydi? Kendisini 100 kişi karşısında konuşurken gözünün önüne getirince bile terlemeye başlıyordu. Aslında birebir ilişkilerinde ya da toplantılarda çok rahat ve güzel konuşan, fikirlerini son derece etkileyici bir şekilde ortaya koyabilen biriydi ama işte o kalabalık önünde konuşma fikri bir anda bütün özgüvenini kaybetmesine sebep oluyordu. Kendisini çok kötü hissediyordu. Nasıl üstesinden gelecekti bu işin? Devamını oku »
Hayattan herkesin bir beklentisi vardır. Beklenti ise herkesin hayatında bir yerlerdedir. Kiminde en üst sıralarda, kiminde ise vasatın altındadır. Ama herkesin hayatında bir yerlerdedir.
İstemek önemlidir. İstemek kimi zaman çok zor, kimi zaman ise art arda sıralanan manzumeler dizesidir. Her zaman bir şeyler isteriz. Ama çoğu zaman ne istediğimizin biz bile farkında değilizdir. Ne istiyoruz? Ne bekliyoruz? Ne bulduk?
Ne istediğinizi bulabilmenin en kestirme yolu kendinize ne istediğinizi sormaktır. Hayat bir imtihan dünyası değil mi? Her zaman birilerine bir şeyler soruyoruz ya da hep birilerinin sorularıyla baş başa kalmıyor muyuz? İşte size fırsat! Durmayın, değerlendirin! Ne istediğinizi kendi kendinize sorun! Bu imtihanı da kendi kendinize yapın! Cevap sizde. Zaten soru da sizde değil miydi? Devamını oku »
Northcote Parkinson’un ünlü kanunu der ki, “Bir iş kendisi için ayrılan zamana yayılır.” Diğer bir deyişle, bir işi yapmak için bir ay zaman biçerseniz bir ay, iki yıl zaman biçerseniz iki yıl alır. Elbette bir işi bitirme konusunda asgari zamanı, çevre koşulları, konuyla ilgili teknik gelişmişlik düzeyi ve buluşçuluk yeteneği belirler. Ancak bir işi uzatma konusundaki azami zamanın sınırı yoktur.
Yaptığımız her iş için bir zaman biçeriz. Yemek yemek için, ödev yapmak için, sınav sorularını cevaplamak için, bir yere ulaşmak için, bir raporu hazırlamak için, bir satış yapmak için, aklınıza gelebilecek her iş için insan aklında norm süreler vardır. Doktorlar bir hastayı muayene için 10 ila 30 dakikayı yeterli buluyorlar. Bankacılar, müşterilerinin en az 30 dakika bekleyebileceğini varsayıyor. Herkesçe bilinen bir örneği, üniversite öğrenimine ayrılan zamanı inceleyelim. Günümüzde üniversite toplam 4 yıl sürüyor. Belirli bir müfredat için asgari ve azami sınır belirlenmiş. Ancak kimse günümüzde üniversite öğrenimi asgari kaç yılda ve hangi şartlarda tamamlanabilir diye yeniden sormuyor. Bunun sonucu olarak da belki de daha etkili şekilde gerçekleşebilecek bir üniversite öğreniminin süre ve yöntemleri düşünülemez duruma gelmiştir. Diğer bir deyişle, biz üniversite öğrenimi bir yılda ya da üç yılda tamamlanabilir diye bir düşünceyle yola çıksaydık, uygun bir yeniden yapılandırmayla belki de üniversite öğrenim süresini bir yıla ya da üç yıla indirebilirdik. Bu fikre hemen karşı çıkabilirsiniz, ancak amacım bu tür bir tartışmaya girmek değil. Yine de bütün işletmecilik, mühendislik, heykeltıraş, psikolog, filolog ya da biyolog eğitimleri, öğrenme süreleri açısından hiç mi farklılık göstermez de, biz standart olarak bu eğitimleri dört yıla yayarız diye zihinlerinize bir soru bırakmak istiyorum. Zihinlerimizde bu iş için dört yıl ayrıldığı için, üniversite öğrenimi dört yıl sürüyor gibi görünüyor. Devamını oku »