İnsanlar, dış dünyadan gelen mesajları beş duyuları ve algısal filtreleri aracılığıyla süzgeçten geçirerek içeri alırlar. Hepimiz bu mesajları kendi dünyamızda kendi genellemelerimiz, dil kalıplarımız, değerlerimiz ve deneyimlerimiz doğrultusunda işleriz. İşlenen bilgi, dış dünyaya kullandığımız sözel dil ve beden dili olarak geri döner. Dış dünyadan gelen mesajları aynı zihinsel kalıpları kullanarak işlediğimiz zaman, kendimizi aynı davranış kalıplarını kullanarak gerçekleştirmiş oluruz. Kişilik özellikleri olarak tanımlanan bu davranış kalıpları, rutin zihinsel alışkanlıklarımızın rutin sonuçlarıdır.

İnsanlar davranış kalıpları açısından farklılıklar gösterirler. Gerek özel yaşamımızda, gerekse iş hayatımızda karşılaştığımız insanların farklılıklar göstermesi, bir orkestrada birbirinden farklı enstrümanların yer alması kadar doğaldır. Her biri ayrı ses çıkarmasına rağmen bir arada oluşturdukları uyum sonucu ortaya çıkan melodi mükemmeldir. Devamını oku »

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

”Seni seviyorum.” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek, birlikte ağlamak, gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek… Devamını oku »

Konserin en güzel anı… Biz parmak uçlarında, önümüzdeki kafalardan sıyrılıp cep telefonu ile çekim yapma telaşındayız.

Hep tanışmak istediğimiz o kişinin yanındayız… Merak ettiğimiz bir şeyi sorup sohbet etmek yerine, biz resim çektirme derdindeyiz.

Muhabbetin en güzel yeri. Biz gelen sms’lere cevap yazıyoruz.

Yemeğin en lezzetli lokması. Biz cep telefonundaki bilmem ne uygulaması ile lokasyon bilgisi girme peşindeyiz.

Resim çekmekten gezdikleri yerin tadını çıkaramayan Japon turistlere benzemeye başladık! Devamını oku »

Kuralları Yıkanlar

Mantıklı bir insan, sürüden ayrılmaz ve kendini dünyaya uydurur. Mantıksız bir insan ise sürüden ayrılıp dünyayı kendine uydurma hususunda ısrar eder. Dolayısıyla dünyadaki tüm gelişmeler sürüden ayrılmış mantıksız insanlar tarafından gerçekleştirilir.

Bir matematik dehası olarak kabul edilen Pisagor, M.Ö. 6 yy.’da kendi adını taşıyan teoremiyle matematiğin kurallarını değiştirdi. Teorem temelini; “Bir dik üçgende, dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanlarının toplamı, hipotenüs üstüne kurulan karenin alanına eşittir.” düşüncesinden alır.

Teoremin matematiksel olarak c²=a²+b² şeklinde ifade edilmesiyle Pisagor, tamsayıların hatta rasyonel sayıların bile matematik için yetersiz olduğunu ispat etmiş ve irrasyonel sayıları bulmuştur. Pisagor; klasik anlayıştan ayrılmış, matematik kurallarını yıkmış ve değiştirmiştir. Aradan geçen yüzyıllara rağmen “Pisagor Teoremi”ni de irrasyonel sayıları da hâlâ kullanıyoruz. Devamını oku »

Bir çift konuşmaya başladığında, söz dönüp dolaşıp geçmişte birbirlerine yaptıkları yanlışlara, birinin söylediği ve diğerinin rahatsız olduğu bir cümleye, karşılanmayan bir beklentiye gelir. Söz konusu olan hep geçmiştir ve geçmişe gidildiğinde ilk akla gelenler olumsuzluklardır. İlk önce geçmişteki felaketleri, acıları anımsarız. Düşmanlık duygularımız, öfkemiz, öç duygularımız da geçmişte barınmaktadır.

Mutsuzluğun temel nedenlerinden biri de; içinde bulunduğumuz anın dışına çıkarak, geçmişe yaptığımız huzursuzluk ve tedirginlik dolu yolculuklardır. Geçmişimizde hep olumsuzluklar mı var? Tabii ki hayır. Ama insanoğlunun tercihi çoğu zaman olumsuz olana gitmektir. Elbette yaşadıklarımızdan ders çıkarmalıyız ve bugünün sorunlarını bugün çözmeliyiz. Yarın çözmeye kalkarsak, yarın yaşayacağımız güzellikleri ve mutlulukları da sonsuz ve belirsiz bir geleceğe erteleriz. Devamını oku »